KENTSEL ALANLAR Limanlar

BODRUM MARİNA

Görüntülenme - 25045 Yorum Ekle

Hakkımızda

Evliya Çelebi, 1670’li yıllarda yazdığı Seyahatnamesi’nde Bodrum Limanı’ndan şöyle bahseder; “Liman altı rüzgardan etkilenmez, lodos ve keşişlemeye açıktır, demir atmaya uygundur ve toplam 200 parça gemi alır.” Bu tanımlama o tarihlerde Bodrum Limanında bir tersanenin bulunmadığının en güçlü delilidir. Bodrum Osmanlı Tersanesi’nin hikayesi, Osmanlı donanmasının, Ruslar tarafından 1770’de Çeşme Limanı’nda yok edilmesiyle başlar. 1775 yılında ihtiyaç duyulan yeni gemilerin inşasını hızlandırmak için Bodrum Limanı’nın batısında ilk tersane inşa edilir ve Bodrum, Sinop, Gemlik ile Tersane-i Amire (İstanbul) tezgahları, 80-84 toplu, 63-66 zira boyunda kalyon yapmakla görevlendirilir. Bodrum Tersanesinde çok sayıda gemi inşa edilmiştir. Bodrum Osmanlı Tersanesi’nin etrafının sur duvarları ile çevrili olduğu, günümüzde kalan duvarlardan ve bu duvarlar üzerinde yer alan bir kapı yapısından anlaşılmaktadır. Kapı yapısı ve surlar üzerinde bulunan bir Osmanlı Kulesi yılların acımasızlığıyla tahrip olmuştur. Günümüzde kullanılmayan, eski bir mezarlık da sur duvarlarının arkasında yer almaktadır. Harap durumda olan bu mezarlık, ve kapı yapısı Ericsson ve Bodrum Marina desteği ile bakımı yapılarak hem sanat galerisi, hem de gezi yeri olarak ziyarete açılmıştır.

Tersanede, 1784 yılında 2 gemi tezgaha konmuştur. Boyu 59,5 arşın olan birinin yapımını Menteşe Mütesellimi Tavalı Ömer Ağa üstlenmiştir ve gemi 1785 yılında bitirilmiştir. 1782-1789 Devlet tarafından tezgaha konan Hilal-i Zafer Kalyonu’nun yapımı yedi yıl sürmüş ve 1786 yılında geminin bitirilmesi için Reis-ul Küttablar’dan Feyzullah Efendi görevlendirilmiştir. Buna rağmen, gemi bitirilememiş ve III. Selim zamanında çürüğe çıkarılması istenmiştir. 1793 yılında Bodrum tersanesinde bir gemi daha inşa edilmiştir. Şehbaz-ı Bahri Kalyonu 57 arşın boyunda, bakır kaplı, 850 personel ve 76 toplu bir partone-i hümayundur. Bu gemi mühendis Brun Beyzade’nin (Fransız) planları üzerine Nikoli kalfa tarafından inşa edilmiştir. 1824 yılında Yunan isyanının bastırılması için Ege’ye çıkan Kaptan-ı Derya Hüsrev Paşa, Bodrum’da bulunan Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa ile buluşmuştur. Bodrum, bu tarihte Osmanlı Donanmasına üs görevi yapmıştır. 1831 Takvim-i Vakayi‘de (Resmi Gazete, 1247/1837) verilen bilgiye göre Bodrum Tersanesinde 63 arşınlık, 80 topluk bir kalyon inşa edilmektedir. 1834 yılında Menteşe Mütesellimi Tavaslı Osman Ağa, Bodrum’da bir kalyon yaptırma hazırlığına girişmiştir. Bu sıralarda, Bodrum’da ve İstanköy’de yapılan Kalyonlar için Milas vergisine eklentiler yapılmıştır. Bodrum tersanesinde savaş gemileri yapımı ile ilgili bilgilerimiz bu tarihle sınırlı kalmaktadır.

Birinci Dünya Savaşı’nda (1914-1918) Türkiye, Almanya, Avusturya ve Bulgaristan ile birlikte, müttefik olan İngiltere, Fransa, Rusya, Yunanistan ve sonra İtalya’ya karşı savaşa girmiştir. O sıralarda müttefikler, Bodrum’lu kayıkçıların Alman denizaltı gemilerine yakıt v.s gibi yardım verdiğinden kuşkuya düşerek, Bodrum’da araştırma yapmaya karar verirler. Bir gün bu amaçla küçük bir Fransız savaş gemisi Bodrum Limanı’nın dışında sabahtan akşama kadar dolaştıktan sonra çekilir. Bir gün sonra Bodrum’ a iskeleye gelerek, ertesi gün aynı saatte geleceğini ve limanda bulunan kayıklar içinde araştırma yapacağını, bu nedenle kayıkların aynı yerde toplanmalarını söyleyerek uzaklaşır. Bodrum Kaymakamı Faik, Jandarma Kumandanı Rıfat, Teğmen İbrahim Nezihi Beyler danışma toplantısından sonra, kayıkların araştırılmasına izin verilemeyeceği, kayık sahipleri ile halka bildirir ve gerekli önlemleri alırlar. Önlem şudur; kayıklar toplu bir halde, türbe altına (Marina’da) toplanacaklar ve arkalarında Bodrum’da bulunan ulusal askerlerle, jandarmalar saklanacaktır. Ertesi gün geri gelen kruvazörün (Dubleks) ikinci kaptanı ve hükümetçe hazırlanan sandalda bulunan Piraki’nin damadı Fransızca bilen Zeki bey buluşurlar. Kaptan, amaçlarının sadece kayıklarda araştırma yapmak olduğunu belirtir. Hükümet heyeti bu öneriyi reddeder. Bunun üzerine Fransızlar, kırmızı bayrak çekerek, kayıkların toplu halde bulundukları yere yanaşır. Kayıkların arkasında saklı bulunan asker ateş eder ve sandaldaki Fransızların bir kısmı ölür, bir kısmı da yaralanır. Çıkan çatışma sonucunda, Fransız mürettebatından yedi er esir edilerek Milas’a gönderilir. Limanın darlığı kruvazörün hareket serbestliğine elverişli olmadığından ve hedef kayıkların bulundukları yeri vuramadığından Bodrum’dan ayrılır. Ertesi gün küçük bir savaş gemisi limana girer ve limanda bulunan kayıkları yakar. Bombardıman sonucu, kalenin bir tarafı hasara uğrar, Tepecik Camii kubbesi, Tepecik Kız Okulu, Karaada’ nın kulübeleri ve birkaç ev tahrip edilir. Şehit olan Fransız erlerinin defnedildiği yere savaştan sonra Fransız Hükümeti tarafından bir mezar yaptırılır ancak, Türbe altı mevkiindeki bu mezar zaman içinde yıkılır.

Bugün Bodrum Marina’nın çekek mevkii ve mezarlık bölümü 1932- 1944 yılları arasında vakıf arazisi olup, Bodrum’lu İmbat Halil tarafından düzlük yerleri sürülüp, mezarlık kısımlarında ise hayvan otlatılırdı. Marina ana giriş kapısının bulunduğu yer Kanlı Dere’den gelen çamur nedeniyle bataklıktı. Marina sahasında 1950- 1955‘e kadar bir durgunluk dönemi yaşanmıştır. 1954 yılında Bodrum’lu olan Muğla Milletvekili Zeyyat Mandalinci şu anki liman girişindeki doğu ve batı mendirekleri ile liman rıhtımını yaptırmıştır. Marinadaki tersanecilik faaliyetleri 1934’den sonra, aynacı sandallarının tamiriyle de uğraşan Rodoslu İbrahim ve Rodoslu Şemsettin Dayı ile devam etmiştir. 1960’lı yıllarda çekek yeri olarak kullanılmaya başlayan Marina’da daha sonraları tekne imalatı yapılmaya başlanmıştır. Tersane, 1981 tarihinde İçmeler Mevkii’ne taşınmıştır.

Kızılhisarlı Mustafa Paşa ile oğlu Cafer Paşa’nın gömülü oldukları kubbeli türbe, Marinamızın güneyinde yer almaktadır. Bu iki kişi hakkında, o aileye mensup, ödemiş okulu başöğretmeni Bodrum’lu A.Suphi Dengir aşağıdaki bilgileri veriyor. “ Mustafa Paşa ile oğlu Cafer Paşa , Mora’da Eğriboz’un Kızılhisar’ından gelmişlerdir. Bir aralık “ Baştardalar “ ve "Kırlangıçlar” başbuğu gibi kumandanlıklarda bulunarak, sonunda kendilerine Kaptan- ı Derya rütbesi verilmiştir. Eski eğitimci ve milletvekili olan İbrahim Alaaddin tarafından yayımlanmış “ Meşhur Adamlar” yapıtında Cafer Paşa’dan söz ederken, III. Mustafa saltanatı zamanında Osmanlı vezirlerinden olduğunu ve bu görevde ancak bir yıl kalarak, Rodos muhafızlığına gönderildiğini ve 1770 yılında Bodrum’da öldüğü yazmaktadır.

Marinamız, 1976-1988 yılları arasında T.C. Turizm Bankası A.Ş.’ye bağlı olarak 125 yat kapasitesiyle “Turban Bodrum Marina İşletmesi” olarak hizmet vermiştir. Bu tarihten sonra banka yeniden yapılandırılarak Turban Turizm A.Ş. "Turban Bodrum Marina" adı altında çalışmaya devam etmiştir. 1992 yılında kapasitesi, 2 adet yüzer iskele ilave edilerek, 275’e çıkarılmıştır. 01.12.1997 tarihinde özelleştirilerek Karada Turizm İşletmeleri A.Ş. tarafından 49 yıllığına kiralanmış ve kapasitesi, bir ponton daha ilave edilerek, 375’e çıkartılmıştır. 01.01.2002 tarihinden itibaren ise, Milta Turizm İşletmeleri A.Ş. bünyesine bağlanarak, Milta Turizm İşletmeleri A.Ş. Bodrum Marina Şubesi olarak 475 yat kapasitesi ile hizmetine devam etmektedir.

Etiketler

marina limanlar gemi yat açıklar sahil kaptan demir atma

Fotoğraflar

Görüşler (5)

jale erentok

Great location but bit noisy

9 ay önce

Hakan Oral

Very nice boutique hotel

1 yıl önce

Mesut Ruhi

Bodrumda çok güzel bir lokasyonda, sezon dışı ve iş amaçlı gelenler veya sezonda otel dışında denize girmeyi sevenler için çok güzel bir otel. Sevimli, sicak ve ilgili personelleri var. Kahvaltısı mükemmel.

5 ay önce

A. Şevki Duymaz

Huzur verici

6 ay önce

S. G.

1. Einen richigen privaten Parkplatz gibt es hier nicht...nur eine seitliche Bucht auf dem ca.8-10 Autos Platz haben..wenn man Pech hat muss man an der Strasse an der es sehr eng zu geht parken..nur leider hatte ich speziell nach einem Hotel mit rParkplatz gesucht..da ich einen Mietwagen hatte.. War also nichts mit dem Parkplatz. 2.Die Zimmer sind so konzipiert, dass Toilette mit einem kleinem Handwaschbecken in einer Glaskabine und die Dusche sich in einer anderen Kabine befindet. Zusätzlich gibt es direkt im Zimmer ein Waschbecken. Im WC Bereich kann man sich die Hände waschen aber ein Haken für ein Handtuch oder ein die Möglichkeit das Handtuch irgendwo anzulegen sucht man vergeblich.. Man muss mit nassen Händen aus der Toilette..nur blöd ist..das im Zimmer nur einen Haken gibt..an dem man 2 Duschtücher und noch einen Handtuch aufhängen soll.. Beim Waschbecken im Zimmer ist auch kein Haken zum Handtuch aufhängen vorgesehn.. Und auch keine Seife.. Auf Anfrage haben wir doch speziell für uns ein Stück Seife bekommen.. Die Dusche war verstopft..im Zimmer vor der Duschkabine war immer nass nach dem Duschen..die Duschtür geht nach aussen auf..so dass man keinen Vorleger vor die Dusche hinlegen kann.. Der Fernseher befindet sich im Spiegel.. Da denkt man sich ohh wow.. Aber war nicht.. Weil der Bereich im Spiegel wo der Fernseher war nicht entspiegelt war.. Und alle Leuchten,Lampen Lichter sich im Fernseher gespiegelt haben Ausserdem gjbt es keine gescheiten Kanäle.. Keine deutschen Kanäle Alles andere kostet Geld..fast nur paytv.. Die Klimaanlage funktioniert nicht.. Entweder war es zu kalt oder zu warm.. Auf Anfrage ob man da was machen kann.. Die Antwort: da kann man nichts machen..ist halt so.. 3.Frühstück Ich weiss leider nicht was die Menschen daheim frühstücken..um dieses angebotene Frühstück mit sehr gut und hervorragend bewertet haben.. - Das Frühstück nimmt man auf einer nicht klimatisierten Terrasse ein..bei 30 grad nicht so toll..und natürlich steht das Buffet auch in der Hitze offen da..von 8-11 uhr.. - einen anderen Raum zum Frühstücken gibt es nicht. - es gab nichts besonderes zu Frühstück, einfaches mediterranes Frühstück..den man an jeder Ecke bekommt..wenig Auswahl.. Keine salami oder ähnliches.. -auf Anfrage ob es gekochte Eier gibt..weil alle anderen Eigerichte extra Geld kosten.. War die Aussage..die Eier sind alle.. Man könne aber Omlett oder ähnliches machen mit Aufpreis natürlich.. Ich wollte trotzdem die gekochten Eier die im Preis mit inbegriffen sind.. Musste dann 15 min.warten.. Hab Sie dann bekommen.. Im Aussenbereich vor dem Zimmer gibt es nicht mal eine Möglichkeit die nassen Badetücher zu trocknen. Alles in allem hat mir der Aufenthalt hier keinen spass gemacht.. Ich denke für den Preis hätte man was besseres finden können. Nur zur Info: Die Nacht kostet hier 600 TL ca. 100 euro für Doppelzimmer im August..

10 ay önce

Yorum Ekle