MESİRE VE DOĞAL ALANLAR

BELDİBİ ASARTEPE

Görüntülenme - 7557 Yorum Ekle

Hakkımızda

Tarihte ‘Physkos’ adıyla bilinen ilk kent yaklaşık M.Ö. 3400 yıllarında Karyalılar tarafından Beldibi’nin batısındaki ‘Asarlık’ veya ‘Asar Tepe’ üzerinde kurulmuştur. ‘Karya’ adı, yerleşimi bölgemizde başlatan ‘Kar’ isimli bir yöneticiden gelir. Karyalıların kim ve nereden geldiklerine dair Homer’den başlayan, Heredot’la, Strabo ve diğer antik tarih yazarlarıyla devam eden değişik görüşler vardır. Bunlardan birisine göre, Girit Adasında kurulan Minos uygarlığının yöneticileri burada daha önce yaşamakta olanları adadan kovmuş, Karyalılar böylece diğer adalara ve Güney Batı Anadolu’ya göç etmişlerdir. Karyalıların denizci olduğu, Truva savaşlarında Akalara karşı Truvalıların yanında çarpışmalara katıldıkları bilinmektedir. Tarihçiler, Karyalıların önceki adlarının ‘Leleg’ olduğunu yazmıştır. Diğer bildiğimiz ilginç bir şey de, Karyalıların kendilerine ‘nereli’ oldukları sorulduğunda ‘Tarihin Babası’ olarak bilinen Heredot’un, ‘adalardan gelmiş olacaklarını’ belirtmesine rağmen, ‘Anadolu’nun yerli halkıyız’ demeleridir. Bugün bölgemizde Milas ve Bodrum’da (Halikarnas) Karyalılara ait tapınak, anıt mezar ve diğer eski Karya medeniyet izlerinin çok azı gün yüzüne çıkartılmış olup, çoğunluğu halen toprak altında bulunmaktadır.

Karya Bölgesi veya yerleşim alanını çevreleyen sınırlar batıda Dorların yaşadığı Knidos ve Datça, kuzeyde Büyük Menderes Nehri ve Tralles, Afrodisyas (Aydın), Baba Dağı, doğuda ise Dalaman Çayı ve Caunos’dur. Beldibi Asar Tepe üzerindeki halen mevcut şehir savunma duvarları M.Ö. 5. ve 4. yüzyıl yapıları olarak bilinmektedir. Bölgede sistemli bir kazı ve araştırma yapılmadığından burası turist ziyaretine açılamamıştır. Ancak, antik Physkos şehrinin limanının bugünkü Beldibi şehir mezarlığının bulunduğu yer olduğu tarihçi ve arkeologlar tarafından belirtilmiştir. Physkos’un Karya dilinde "Doğakenti", Karya’nın ise eski Yunan mitolojisinde Deniz Tanrısı Poseidon tarafından ceviz ağacına dönüştürülen kadın olduğu ansiklopedik kayıtlarda geçmektedir.

Karyalılar’ın ardından medeniyetin beşiği olarak kabul edilen bu bölgeye birçok kavim hâkim oldu ve bölge Eolyalılar, İyonlar, Dorlar, Lidyalılar ve Persler’in yönetiminden sonra Büyük İskender tarafından istila edildi (MÖ. 333). İskender’in ölümünden sonra da generalleri arasında çıkan çatışmalar sonucu önce Antiochus, sonra Ptolemy, daha sonra Bergama Krallığı ve en sonra da Roma idaresine geçti. Roma döneminde Marmaris, Beldibi ve çevresi Rodos yönetimine verildi. Bu dönemde yerleşim yeri nüfusu yükseliş gösterdi. Bugün, İyilik Kayalığı (Eylik Taşı) Arkeoloji Parkında sergilenen taş sunak üzerindeki yazıtlar ve diğer kitabeler bunu doğrular niteliktedir. Doğu Roma’nın Bizans İmparatorluğuna dönüşü ile 900 yıl gibi uzunca bir dönem yaşayan Beldibi 1280 – 1290 yılları arasında önce Menteşe Beyliği ve sonrasında da Osmanlı Birliği’ne katıldı. Bu arada, Moğol istilasından kaçan Türkmen boyları, Yörükler, oymak ve obalar olarak Güney Batı Anadolu’ya doğru göç ederek buralara yerleştiler. Beldibi halkının, özellikle Gökbel mahallesinde öncülerinin Yörükler ve Kayı Boyu Türkmenlerinden oluştuğunu söyleyebiliriz.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında 30 Ekim 1918 tarihinde Limni Adasının Mondros Limanında imzalanan Ateşkes ve Silah Bırakışması Antlaşması’ndan sonra Marmaris’teki taburun komutanı silahlarını teslim etmemek için birliğini Gökbel üzerinden Karacasöğüt güzergahındaki ‘Kışlacık’ mevkiine intikal ettirmiş ve silah ve teçhizatı Muğla’da kuruluşa geçen ve içinde Marmaris heyetinin de bulunduğu Kuvva-i Milliye teşkilatına vermiştir. O günlerde Marmaris ve Beldibi’nden Muğla’ya bugünkü gibi modern yol yoktu. Ulaşım, çoğunlukla at, deve, katır, eşek üstünde veya yaya yapılır, yol Gökbel’den geçerdi. İtalyanlar Mayıs 1919 tarihinde Marmaris’i işgal edince, karadan ikmal ve ulaşım için Sakar Geçidini yaptılar. Eski Beldibi-Gökbel-Ovacık-Gelibolu köyü patika yolundan köylüler ürünlerini şehre taşırdı. Bu yol halen iyi durumda olmasa da orman ve yangın yolu olarak kullanılmaktadır.

Beldibi’nden Marmaris kent merkezine kolayca gidildiğinden şehir merkezindeki tarihi ve arkeolojik eserleri ziyaret etmek çok kolaydır. Bunlardan, Marmaris Kalesi Kanuni Sultan Süleyman’nın 1522 yılında yaptığı Rodos seferi sırasında inşa edilmiş olup, halen müze olarak ziyarete açıktır. Kale, Birinci Dünya Savaşında 1912-1914 ve 1916 yıllarında Fransız donanması tarafından bombalanmıştır. Kalede barınmakta olanlardan bazı Marmarisliler ölmüş, çoğu da yaralanmıştır. Top atışları sonucu bazı mermilerin Asar Tepe’ye ve Beldibi’ne de düştüğü söylenmiştir. Marmaris Kalesi top atışları yüzünden hasar görmüş, 1980 yılında başlayan yenileme 1990 yılında bitirilerek Kale ziyarete açılmıştır. Kale’nin surları üzerindeki burçlardan liman, marina, Günlük Ormanlarının bulunduğu Milli Park, Yalancı Boğaz, Cennet Adası, tüm körfez ve onu çevreleyen yeşil, lacivert ve mavi dağlar, ağaçlar ve denizin oluşturduğu enfes tablo görülmeğe değerdir.

Kalenin kapalı mekânlarından ikisinde, çevrede yapılan arkeolojik kazılarda bulunan eserler sergilenmekte, büyük eserler avluda bulunmaktadır. Bunlar arasında amforalar, sikke ve süs eşyaları, heykelcikler, heykeller sergilenen objeler arasındadır. Kale’de Türk Evi olarak düzenlenmiş Etnografik eşya ve sergi salonu da mevcuttur. Kale çevresinde Kanuni döneminde yapılmış bir bedesten, hamam, Mengenelizade İbrahim Ağa tarafından 1789’da inşa edilmiş bir cami (Eski Cami) vardır. Marmaris-Muğla yolunun 10. kilometresinde Kanuni’nin Rodos seferi sırasında asker ve hayvanlarına bakım ve ikmal amaçlı yaptırmış olduğu Taşhan mevcut olup restore edilmiştir. Kanuni döneminden önce Anadolu’da kurulmuş olan Bacıyan-i Rum Teşkilatı’nın (Kadın Vakfı) Moğol istilasından kaçan yöneticilerinden Yörük Fatma (Sarı Ana)’nın adı Marmaris’te Sarıana Mahallesinde yaşatılmaktadır. Mahalledeki Sarıana Cami yanında türbesi vardır. Sarıana’nın yaşamında fakirlere yardım derneği gibi işlev gördüğü, Kanuni’nin 1522 yılının Haziran ayında bu kehanet sahibi, ermiş kadın olarak tanınan Sarıana’yı ziyaret ettiği ve tavsiyelerini aldığı, Rodos dönüşü de zafer kazanmış bir komutan olarak Sarıana’yı teşekkür için ziyaret ettiği, evini onartıp, buraya ulaşan yol üzerindeki dereye taştan kemerli bir köprü yaptırdığı biliniyor. Ancak ne yazık ki bu köprü 1993 yılının Aralık ayında meydana gelen sel felaketinde yıkılmıştır.

Etiketler

asartepeden manzara holiday in marmaris beldibi nerede antik çağ yerleşim yeri marmaris asartepe

Görüşler ()

Yorum Ekle