PALANDÖKEN KÖYÜ TUTAK AĞRI Tutak Ağrı | Sanal Tur | Mekan360.com
KENTSEL ALANLAR Köy

PALANDÖKEN KÖYÜ TUTAK AĞRI

Görüntülenme - 19414 Yorum Ekle

Hakkımızda

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında çok çeşitli bilgi olmakla birlikte birkaç örnek dikkat çekmektedir. Bir kültür ve sanat merkezi olarak Osmanlı ve Türkiye tarihinde varolmuş olan köyde yaşamış olan büyüklerin anlattıklarına göre 93 harbi yıllarında işgalci Ruslarla ve ve çeteci ermenilerle harb eden hamidiye alaylarına bağlı süvariler bu köyde konuşlanıp akınlar için yine bu köyden geçmektedirler. Bu sırada yedek olarak aldıkları palanları (bir tür eğer) ağırlık yapmaması için yere döküp (atıp) tekrar savaşa giderler. Savaş sonunda bu savaşçıların anısından dolayı buraya Palandöken adı verilir. Bu köyde 1. dünya savaşı sıralarında Hamidiye alaylarına ait konaklama merkezleri kurulmuş ve ikmal noktası olmuştur. Köye Osmanlı Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Hamidiye Komutanlarından Bedir Bey ve Mansur Paşa tarafından bir nişan verildiği ancak bu nişanın ermenilerce camiden çalınıp Erivan'a kaçırıldığı rivayet edilmektedir. Köyün ismiyle ilgili diğer bir rivayete göre de köyün yaslandığı dağ yamacından birzamanlar büyük bir sel felaketi yaşanmıştır.Bundan dolayı Pala(yamaç) Tofan(sel) denilmiştir.

Bu köyün yakınlarından 1.dünya savaşı zamanında Rusya'ya (Erzurum-Bayazıt-Erivan-Tiflis-Kazan transkafkas demiryolu) bağlanmış bir demiryolu geçermiş ve buralarda yetişen eşsiz meyveler oralara gönderilirmiş. Rusların kafkas ordularının erzak ve mühimmat sevkiyatının yanı sıra askerlerin meyve sebze ihtiyacı buralardan karşılanırmış. Yetiştiriciliği ve ticareti yerleşik ve kafkasyadan getirilip yerleştirilen ermeniler yaparmış. Tarım ürünlerinin öğütülmesi amacıyla yapılan değirmenleri de Kafkas rusları (Melakhan)işletirmiş. Ürünlerin Lezzetinden dolayı, Tiflis'e gelmiş olan Rus Çarı için bu bölgeden eşsiz meyveler hazırlanıp trenle oraya gönderilmiştir. Şimdilerde o günlerin kötü anılarından ve rusların tekrar ikmal yapmasını engellemek için raylar ahali tarafından sökülmüş ve ahırların çatısında dam olarak kullanılmıştır. Bu rayları halen çatılarda görmek mümkündür. Bu demiryolunu en olarak Gümrü Anlaşmasını imzaladıktan sonra Erzurum'a dönmek için Kazım Karabekir Paşa kullanmıştır. Beyazıt üzerinden Karaköse'ye trenle gelmiş ve bir gün burada konakladıktan sonra Erzurum'a gitmiştir.Moskova müzesinde sergilenen eski bir gravürde Palandöken'e ait siyah beyaz bir fotoğraf yer almaktadır. Fotoğrafta köyde büyükçe iki değirmen ve bir han olduğu görülmekte, geniş bir alanda çok çeşitli meyve ağaçları, ormanlar ve bostanlar görülmekte ve köy yamacından geçen raylar üzerindeki kömürlü trene yüklenen meyve kasaları ve ırgatlar görülmektedir. Ayrıca dikkat çeken bir başka estantene de çok gelişmiş bir sulama tekniği olduğu da fotoğrafta görülen su arklarından anlaşılmaktadır. Fotoğrafın 1900'lü yıllara ait olduğu sanılmaktadır.

Süper ve mega süper yemekleri ve kültür vardır. Girar, keşkek, halise, keledoş, sütlaş, bumbar, xaşil, xasude, avşira, helliz, çiriş ketesi, içli kete, bişi, etli ve etsiz savar, egirdek, pınjar,hengel, ekmek aşı, ayran aşı, erişte, katık doğrama, Guyut kuymak,bulgur pilavı, yalancı köfte,lalanga,murtuğa,ağızyakan ve deveci çorbası ve daha nice eşsiz yemekleriyle meşhurdur. Zamanı gelince bir festival havasında pişirilen hedikler mükemmeldir. Baharda yaylalarında kuzu kulağı, keçi memesi, geven, kenger, yelmik, ekşi, çitlik, çaşir, evelik, mendih, işgın v.b. nice şifalı bitkiler yetişmektedir. Buradan beslenen hayvan sürülerinin sütleri ve peynirleri çok lezzetli, şifalı ve ünlüdür. Dorak, Şor, Lor, Beynir, çeçil, tuluk beniri ve otlu peyniri çok eşsiz ve lezzetlidir

Kültür adına ağrının en tanınmışlarından olan halk şairi,ozanı,din alimi ve derin bilgisiyle ün yaptığı doktorluğuyla tanınan Hamit Yalçın Palandöken'lidir. Onun zamanında bir medrese gibi kullandığı evi ve çalışma odasında yetişen nice şair, din alimi, hafızlar, sınıkçılar ve doğal ilaç doktorları meşhurdur. Ziyaretleştiği pek çok Şeyh, derviş, dengbej ve beyler onun mekanını bir dergah gibi değerlendirirlerdi. Hoca Hemit, Mele Hemit, Hemit Hekim, Hemide Lukman olarak da bilinmektedir.Kendi yazdığı tıp kitaplarının bir kısmı Ruslar bir kısmı da Amerikalılar tarafından 1980 yılında elde edilip incelemeye alınmış ve ilaç geliştirmede kullanımıştır. Özellikle deri hastalıkları, her türlü fıtık, sivilce, verem, kolera, cüzzam, saç dökülmesi, astım-bronşit, kısırlık, kanser alanlarında eşi bulunmaz ilaçları ve kesin tedavileri vardır. Dünyaca ünlü "hAmith Sarcom" isimli kanser (Kemoterapi) ilacı onun kitabından elde edilen bilgilerce ABD'li bilim adamlarınca geliştilirmiştir, ayrıca "Heim Doctour Hemeid" isimli Bayer lisanslı dermatoloji ilaçlarının atası da yine Hamit Yalçın'dır. Bitki karışımlarından elde ettiği uyuşturucu ürün sayesinde lokal anestezi yaparak küçük çaplı ameliyatlar yaptığı da bilinmekte ve kendisine karşı hayranlığı bir kat daha arttırmaktadır. Molla Hamit YALÇIN 30 yıl kadar önce İSTANBUL Bağcılar ilçesine göç etmiş olup göçten kısa birsüre sonra hayatını kaybetmiştir.Ölmeden önce yakınlarından birine bahsettiği köyün terekemelerine ait büyük bir sırrın varlığı merak konusu olmuştur. Kitaplarından birinde bu sırrı değişik bir isim ve konuyla dile getirdiği de söylentiler arasındadır. Çocuklarından biri yurtdışında diğeri Bağcılar'da yaşamaktadır.(SIR NEDİR AÇIKLAYIN) Nadan mahlasıyla yazdığı şiirleriyle ün salmış olan Hamit Yalçın'ın Atatürk'ün ölüm haberi üzerine 1938 yılında yazdığı bir şiiri çok etkileyici ve derin idi. Farsça "Nadanname" isimli eserde geçen Yeddi Dastan bizzat Mola Hamit Yalçın Kaleminden neşredilmiştir.

Tarihi belgeler ve Osmanlı arşivleri incelendiğinde köyün bir ermeni yerleşim bölgesi olduğu ve köyde 350-400 hane bulunduğu sonucuna varılabilir. Amerikalı araştırmacı gezgin Jonathan Mc'Clain in yazdığı Şark-i Osmaniye isimli raporda ecnebi ahaliden sıkca söz edilmekte ve köyde yaklaşık 10-15 hane kadar da müslüman ahali olduğu bildirilmektedir. Ayrıca 1600'lü yıllarda Ünlü Osmanlı Seyyahı olan Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Beyazıt sancağına giderken takip ettiği nehirden bahsetmekte ve bir gece dinlenmek için nehirden 2 km doğudaki Palakan isimli bir ermeni köyüne misafir olduğunu yazmaktadır. Bu köyün şimdiki Palandöken olduğu varsayılabilir.

Palandöken'deki yerleşik ermeniler göç kararı aldığında bu ermenilerden köyü 18 bin altına satın alan ve Palandöken köyünde müslüman çoğunluklu yerleşimi sağlayan İSMAİL AĞA'dır. Sonradan soyadı kanunu çıktığında KARAKURT soyadını almıştır.

Köyde aşiret olarak sade Sipkan aşireti ve OĞUZ kökenli KARAPAPAKLAR yaşamıştır. Bu KARAPAPAKLAR ile yerleşik aşiret mensupları yıllarca iç içe yaşamış, kız alıp kız vermiş, hiçbir ayrımcılık gözetmemişlerdir(Bkz. Yarhisar(yareser) köyü / Kangal).bir kız kaçırma olayı yüzünden KARAPAPAK aileler yetmişli yılların ikinci yarısında köyü birer birer terketmişlerdir. Özellikle Elbeyi isimli bir KARAPAPAĞIN göç konvoyu yoldayken köye dönüp bir taş üzerinde yaptığı veda konuşması köyü gözyaşlarına boğmuştur. Bu KARAPAPAKLAR seferberlik zamanında Tutak'ta konuşlanan Karapapak-Kürt koalisyonu olan Hamidiye alayları bünyesinde idiler SİPİKAN hamidiye alayı reislerinden ismail Ağa'nın silah arkadaşlarıydılar. Bu KARAPAPAKLAR KARS, SİVAS VE AĞRI bölgesinde hamidiye alayı neferleri olarak ordu birlikleriyle RUSLARA VE ERMENİLERE karşı şavaşan süvarilerdendir. Ünlü dengbej ozanlardan Aşağıderedibi(Masteka) köyünden olan Maruf Algör de bu köyde yaşamıştır. Maruf Algör'ün geniş repertuarındaki özgün türkülerinin pek azı kayıt altına alınabilmiştir. Maruf Algör kayınpederi olan Feyzullah KARAKURT'un yaşadığı bu köye 1970'li yıların başlarında göçmüş ve arazi satın alarak yerleşmiştir. Yerleşik ermeniler olan Ohannes sülalesinden Mosses Karabet ailesinden sonra, KADİRAĞA OCAKVERDİ,NEBİ,SOFU,MUZAFFER(müzefer)İSMAİL ağa, Emo, Emerıbıro, Molahamit, Bedir, Elo, Tefo, Emin, Gülle, Musa ve Hacı Arif aileleridir. Hacı Arif ailesi İSMAİL AĞA tarafından köyün mezrası olan AVŞİRİN'e yerleştirilmiştir. Ayrıca HANZIR nehiyesinde İsmail Ağa'nın yakınları çoğunlukla yaşamaktadırlar.Bunların birkısmı Antalya bölgesınde turizim şirketleriyle uğraşmaktadırlar.Karstan göç eden karapapak türkmenleri rus ve ermeni saldırıları karşısında Sivas ilinin Kangal ilçesine bağlı Yarhisar köyü ve çevresindeki köylere yerleşmişlerdir. Savaş sonunda tekrar eski yurtlarına dönmek üzere Kars'a dönümüşler ancak buralar başka muhacirlerce doldurulmuş olduğundan Ağrı ilinin Tutak ilçesine gelip Murat nehri kıyısındaki karayollarına bağlı bakım evinin bulunduğu mevkide konaklayıp bir süre burada yaşamışlar ve toprak satın alarak palandökene yerleşmişlerdir.Daha sonra kanun çıktığında Ata soyismini alarak devam etmiş olan sülale bir süre sonra bir miras anlaşmazlığı yüzünden mahkemeye başvurmuşlar ve bir kısmı Yalçın soyismini almışlardır. Diğer akrabaları olan Uçar'lar ise aynı soyadını korumuşlardır.Bu gün genellikle Kayseri ve çoğunluğu Aydın ilinde yaşayan Uçar sülalesi geniş ve birbirine bağlı sülaledir.uçar sülalesinin önde gelen isimlerinden KADİR AĞA nın çocukları ocakverdi,nebi,,sofu,muzaffer ve müşkünazdır.Ocakverdinin çocukları mürsel,kerem,fazıl,kasım,elbeyi,mihrali,makbule ve naziredir. nebinin çocuğu seferdir.sofunun çocukları murat ve niyazidir.muzafferin(müzefer)kadir(ağa) ve alaydır.müşkünazın çocukları emin,hakkı,garipdir.mümürsel uçarın oğulları mahmut uçar,ahmet uçar dır. mahmut uçarın oğullarından adil uçar halen izmirde ağrılılar kültür derneği başkan yardımcısı olup ağrıyı en güzel şekilde temsil etmektedir.uçar ve uçak sülaleri ticari olsun devletin çeşitli kademelerinde önemli görevlerde bulunmuşlardır örneğin didim milli eğitim müdürlüğü yapmış olan mevlüt uçak gibi. BU KARAPAPAKLAR köy için çok büyük hizmetlerde bulunmuş.Köyün camisinin yerini veyapımını uçar ailesi üstlenmiştir. çok hatırlı ve mert olduklarından kültür kaynaşması ve komşuluk açısından çok değerli izler bırakmışlardır.köyün ileri gelenleri hatırlı kişiler başta gelenlerden.KarapapakLARDAN Ocakverdi.nebi.sofu.muzaffer(müzefer)Kütr BİRİMİ asşiretine mensup , Tefo(Tevfik Sarıboğa)Kamlo Kamil Sarıboğa( deli Kamil)Yusuf Sarıboğa Elo Sülelesinden İsmail Ağa feyzullah Karakur Emo emerıboru Uso İle karapapak aşiretinden Hoca Hamit Yalçın, Emin Yalçın, Hakkı Yalçın, Garip Yalçın, Bekir Ata.ELBEYİ UÇARIN COCUKLARI İSTANBUL GAZİOSMAN PAŞADA İKAMET ETMEKTEDİRLER

Sonradan çeşitli aşiret mensupları ağırlık kazanmıştır. İsmail AğaveKadir ağa savaşçı kişilikleriyle de dikkat çekmektedirler.özellikle ismail ağa Çok usta bir nişancı olduğu Hamidiye kayıtlarında geçmektedir. Ayrıca iyi bildiği Rusça ve Ermenice sayesinde pek çok istihbarat elde etmiş, komitacı çetelere sızıp içten çökertmiş ve pek çok müslüman köyünü baskından kurtarmıştır. Pasinler 9. Kolordu müfettişliğindeki kayıtlarda Rusların Kafkas orduları Beyazıt bölge kumandanlarından olan Müslüman kasabı lakaplı Albay Zaharof'un Hamidiye Alayları Binbaşı'sı olan Aldülmecit Bey'in amcaoğlu olan İsmail Bey tarafından pusuya düşürüldüğü ve rus tümeninin içerisinde öldürüldüğü yazılmaktadır. Ayrıca İsmail Bey bu ünlü generalin tüm askeri üniformalarını, kılıcını ve madalyalarını da alıp Hamidiye kışlalarına getirmiştir. Olay Moskova Divan-ı Harp meclisinde olay yaratmış, ikilikler çıkmış ve Bolşevik ihtilalinin temeli olan harp meclisindeki gruplaşmaları da başlatmıştır. Bir bakıma Sovyetlerbirliği temelinin atılmasına sebep olan kişidir İsmail Bey. Bolşevik ihtilalinin temel dayanakları olan kafkas cephesindeki zaiyat çokluğu ve değerli komutanların korunamaması savının en önemli gerekçelerinden biri de Albay Zaharof (Gen. Derkavkazov) suikasti idi.Abdülmecid Bey ve Emrindeki İsmail ağa bölgede Hamidiye alayları bünyesinde ermeni intikam tugaylarına karşı pekk çok direnişi örgütlemiş ve başarılı baskınlarla silah sevkiyatılarını sekteye uğratmışlardır. Bitlis savaşından hezimetle dönen Antranik Ozanyan ve perişan haldeki kuvvetleri Abdülecit Bey ve İsmail Bey'in de içinde bulunduğu hamidiye koalisyonlarının hücumlarına maruz kalmış, yardıma gelen ermeni general Dro (Drastamat Kanayan) perişan hale düşmüş ve canını zor kurtarmıştır. Nişancı İsmail Bey Dro'yu at üstünde vurmuş ve General Dro yaralı olarak Gümrü'ye kaçabilmiştir.

Bir gün Hanzır nahiyesinde Askeri,mülki erkan ve Hamidiye komutanları Aldülmecit Bey ve çeşitli savaşçıların davetli olduğu bir davette ünlü kavurma yemeği misafirlere ikram edilirken köyün yamacında bir merkep belirmiştir. Dürbünle bakan Askeri komutanlardan biri merkebin sırtının yara olduğunu ve bir alacakarganın da o yarayı deşmeye çalıştığını görmüştür. Çaresiz merkep hiçbir şey yapamadan öylece beklemekteyken İsmail Bey ünlü tüfeğini alıp kargayı vuracağını beyan eder. Oradakiler mesafenin uzaklığını ve merkebin duruş şeklini göz önüne alıp bunun mümkün olamayacağını söylerler. Aldülmecit Bey: eğer o kargayı vurabilirse İsmail Ağa'ya sırtındaki Rus generallerine has üretilmiş çok değerli kaputunu vereceğini söyler eğer vuramazsa ve merkebe zarar verirse namının sarsılacağını ve alay konusu edileceğini söyler. İsmail Ağa ikilemeden kabul eder ve nişan alır. Islık çalarak merkebin dikkatini çeker. Merkep iki kulağını dikip topluluğa dönünce karga da kulakların arasından kafasını kaldırır bu esnada tek atışta karganın kafasını uçurur. Nişancılığını bir kez daha kanıtlayan İsmail Ağa hediyesini alır.

Ayrıca Zekeriyebaba ismiyle bir türbe de bu köye hakim tepede bulunmaktadır. Kaleboyun isimli bölgede Rus ordusunun Ağrı bölgesindeki en büyük kışlası ve Askeri depolarının bulunduğu bilinmektedir ve şimdi kalıntıların toprak altında olduğu sanılmaktadır. Ermeni asıllı olduğu bilinen Gelo-Geloryan(Gelian-i Gregorian) mezhebi ile de tanınan eski yerleşimci kürtler köyün ilk sakinleridir. Bunlar genelde sarışın tipdedirler. Erzurum Askeri Nezaretindeki Osmanlı kayıtlarında buradaki zararsız ermenilerin savaştan sonra zarar görmemeleri için köylerdeki etkili müslüman ağaların himayesine verildiği ve canlarının garanti altına alındığı bildirilmektedir. Bu kapsamda burada kalan az sayıdaki zengin ermenilerden özellikle Karabet ailesi, İsmail Ağa'nın himayesine girmek için onun yanına sığınmışlardır. Daha sonra İstanbul'a ve Rusya'ya göç ettikleri sanılmaktadır. Burada zamanında yaşamış olan Türk aşiretleri daha sonra İzmir, Kayseri, İstanbul, Aydın, Kırıkkale, Adana, Ankara gibi şehirlere göçerek buralara yerleşmişlerdir. Bu göçenlerin pek çok akrabaları halen köyde yaşamaktadırlar ve birbirlerini sık sık ziyaret ederler. Düğünlerde sergilenen folklor ve çeşitli kültürel oyunlar ve görenekler çok orijinaldir. Çok sıkı takip edilen adetler ve törelerle düğün kültürü çok gelişmiş ve benliğini korumuştur. Özellikle dini bayram günlerinde Palandöken Köyü geleneksel kutlamaların kültürel başkenti konumundaydı. Çevre köylerden pekçok insan Palandöken'deki bayramlaşmaları, bayram eğlencelerini ve kültürel etkinlikleri izlemek ve yaşamak için bu köye akın ederlerdi. Köyde doğup yaşamış ve sonrada göçmüş olan pek çok eşraf sonradan bu kültürden etkilenerek birçok edebi eser çıkarmışlardır. En meşhurları arasında Hamit Yalçın'ın eserleri, 'Güllübulak Nameleri' , 'Işkınlı Derenin Güneşi' isimli şiir kitaplarının yanı sıra, 'Büyükdağın Gelini', 'Palandökende Kış' gibi romanlar da klasik eserler arasında yerlerini almışlardır. Halkı çok misafirperver ve güleryüzlüdür.

Etiketler

yerleşim kırsal tarım hayvancılık koyler cografi ambarlar agri

Görüşler ()

Yorum Ekle